İdealist Sosyalizm

İdealist Sosyalizm « Görüşler ve Doktrinler

İdealist Sosyalizm temsilcilerine, Saint-Simoncular ve Ütopistler de denilmektedir. İdealist Sosyalizm’in başlıca temsilcileri Claude Henri de Rouvroy de Saint-Simon, Prosper Enfantin ve Armand Bazard’dır. Aguste Comte ile Ferdinand de Lesseps de, bir aralık bu akıma katılmışlardır.

Saint-Simon (1760-1825), pozitivist ve sosyalist düşünce akımlarının gelişmesine öncülük etmiştir. Endüstrializm doktrinin kurucusudur. Saint-Simon, Hıristiyanlığın çağını tamamladığına ve yerini yeni bir inanç düzenine bırakması gerektiğine inanıyordu. Bu yeni doktrin, mutluluk ve düşünce özgürlüğü kavramlarına dayanacaktı. Toplumların gelişmelerine yön veren eğilimin sürekli ilerleme ve gelişme ihtiyacı olduğunu düşünüyordu. Sürekli ilerleme ve gelişme ise, ancak sanayileşerek sağlanabilirdi.

Kapitalist düzen yalnız sayılı kimseleri zenginleştirmiş ve çalışan sınıfı bir iktisadi boyunduruk altında yaşamaya mahkûm etmişti. Bu düzeni değiştirmek ve daha uygun bir ekonomik ve sosyal toplum yapısı kurmak gerekliydi. Bütün kötülükler, ekonomik düzenin bireysel çıkarlar doğrultusunda işlemesinden ileri geliyordu. Sınıf ayırımı ve ayrıcalıklar kaldırılmadan, insanlık mutluluğa kavuşamazdı. İktisadi alanda devletin geniş yetkileri olmalıydı. Tek bir makam, bir heykeltraş gibi, toplum yapısını şekillendirebilmeliydi.

Aristokratların ünvanları ve mevkileri ellerinden alınmalıydı. Yeni sosyal düzeni teknokratlar kuracaklardı. İktidar, bilim adamlarının, teknokratların olacaktı. Herkese ehliyetine göre iş verilecekti. Üretim seferberliği başlatılacak ve Fransa baştan başa bir şantiye haline getirilecekti. Görevlilere yaptıkları işin niteliklerine ve değerine göre ücret ödenecekti.

Saint-Simon’un biri liberal ve öbürü kolektivist iki ayrı yönü bulunduğu söylenilebilir. Libareller gibi, toplum düzeninde ehliyete öncelik tanınmasından yana idi. "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" ilkesine karşı değildi. Dış ticarette, serbest mübadelenin daha verimli olabileceği durumlar bulunduğunu kabul ediyordu. Sanayicilere kâr hakkı tanıyordu. Ancak üretim seferberliğinin bir totaliter rejimde rastlanabilecek otoriter bir yönetim altında yürütülmesini gerekli sayıyordu.

Bireysel mülkiyete belirli sınırlar çerçevesinde yer vermekle beraber, büyük toprak mülkiyetinin meşru olmadığını belirtiyordu. Üretim araçları ve büyük toprak mülkiyetinin bireylere değil, topluma ait olmasını savunuyordu.

Saint-Simoncular, doktrinlerini yaymak için 1828’de bir mezhep halinde örgütlenmeye karar vermişlerdir. Doktrini, bir inanç akımı olarak yaşatmayı denemişlerdir. Özel toplantı yerleri açmışlar ve doktrin ilkelerini yasallaştırmak istemişlerdir. Ancak savundukları tez, Saint-Simon’un düşünce sisteminden sapmıştır. Saint-Simon’un sosyalistliği ölçülüydü. Saint Simoncular ise kolektivizm’in aşırı aşmalarını hedef tutmuşlardır. Özel mülkiyete topyekûn karşı çıkmışlardır. Miras müessesesinin kaldırılmasını istemişlerdir. Devletten başkasının mirasçı mevkiinde olamayacağını ileri sürmüşlerdir.

Saint-Simoncular yalnız aydınlara hitap eden bir grup halinde faaliyet göstermişlerdir. Kültürlü kişileri davalarına kazanmaya çalışmışlardır. Asıl büyük kitleyi sürüklemeyi ihmal etmişlerdir.