Siyaset ve Politika

İran/Kontra « CIA Operasyonları

Reagan yönetimi CIA'nın en kötü yönlerini, yani politikaları meşrulaştırmak için istihbaratı çarpıtmayı, örtülü operasyonlara aşırı tutkusunu, Kongre denetimine tenezzül etmemeyi ön plana çıkardı. Reagan'ın CIA Başkanı William Casey, kayda geçmeyen öyle çok operasyon yürüttü ki, ne yaptığını anlayacak endişesiyle teşkilâtın karşı istihbarat biriminin içini dışına çıkardı. Bu, köstebeklerin ve hainlerin CIA içinde çalışmalarını kolaylaştırdı; bugün de süren sıkıntı verici casusluk skandalları dizisine yol açtı.

Bu skandallardan en ünlüsü İran/Kontra, İran'daki İslami yönetime silah satışı dizisiyle başladı. Silah sevkıyatı, 1981 Mart'ında başladı. O tarihte ortalıkta pazarlık konusu yapılacak herhangi bir yeni rehine yoktu. Bu, silahların gerçekte Ekim Sürprizi'nin pazarlığına karşılık verildiği teorisine inandırıcılık kazandırıyor.

Yarbay Oliver North ve tayfası, sattıkları silahların fiyatlarını aşırı yüksek tutarak İranlıları kazıkladı. Buradan sağlanan kârın bir bölümü, Kongre yasağı pervasızca çiğnenerek, Nikaragua'daki Kontralara silah alımında kullanıldı. Gerçekte paranın çoğu hiçbir zaman Kontralara ulaşmadı, özel banka hesaplarına gitti.

CIA'nın tüm örtülü operasyonlarına başkanın yetki vermesi hükme bağlanmıştır. Oysa İran/Kontra operasyonu yıllarca başkanın yetkilendirmesi olmadan yürütüldü. Ta ki, operasyona katılanlar Yüce Divan'lık bir suç işlediklerini anlayıp, Başkan'a "makabiline şamil" (geriye doğru işleyen) bir yetki belgesi imzalatıncaya kadar. Belge, Reagan'ı korumak için daha sonra imha edildi.

Skandalı gönülsüzce soruşturan Kongre Komitesi, Reagan'ı Yüce Divan'a götürecek herhangi bir kanıta ulaşmaktan kaçınma konusunda gizlice anlaştığı için, İran/Kontra olayı eşelenip su yüzüne çıkarılmadı. Komite, örneğin CIA'nın Kontra uyuşturucu kaçakçılığına karışmasına dokunmadı bile; ya da ABD seçimlerinin çeşitli gizli fonlarla manipulasyonunu araştırmadı. Oysa Kontra savaşına karşı çıkan pek çok ABD temsilcisi, bu örtülü yönlendirmenin sonucunda seçimi kaybetti.

İran/Kontra operasyonu kapsamında Kamu Diplomasi Bürosu (Office of Public Diplomacy) adlı bir kurum oluşturuldu. Halkın vergileriyle kurulan büro, halkı CIA'nın gizli savaşlarının büyük bir iş olduğuna inandırmakta kullanıldı. (Bu, gerçekten tam da 24. Operasyonda tanımlanan CIA'nın normal propaganda faaliyetlerine açık bir örnektir.)

Tüm İran/Kontra pisliğinin belki de en tehlikeli yanı, Oliver North'un, savaş karşıtı gösteriler yapılması durumunda Amerikan Anayasası'nın askıya alınmasını öngören plan taslağıydı. Bir Kongre üyesi bu konuyu sormaya çalıştı; fakat hemen masaya tokmak indi ve kendisine bu konunun yalnızca "yetkili oturumda" tartışılabileceği söylendi.

Afganistan « CIA Operasyonları

CIA, Reagan'lı yıllarda, çeşitli ülkelerin hükümetlerine karşı iki düzine kadar örtülü operasyon yürüttü. Afganistan, bunlar içinde açık arayla en büyüğüydü. Hatta gerçekte, hem harcanan para (5-6 milyar dolar), hem görev alan personel bakımından, gelmiş geçmiş en büyük CIA operasyonuydu. Öyle ki, yalnızca küçük çaplı karşıtlıklar yaratmakla kalmadı, derin düşmanlıklar doğmasından destek aldı. Çünkü, bu operasyonun asıl amacı Sovyetler Birliği'ne kan kaybettirmekti; tıpkı ABD'ye Vietnam'da kaybettirildiği gibi.

Afganistan, 1979'daki Rus işgalinden önce zalim bir diktatör tarafından yönetiliyordu. O da komşusu İran Şah'ı gibi, CIA'nın, ülkesinde, Sovyetler'i izlemede kullanılan radar istasyonları kurmasına izin verdi. 1979'da çok sayıda Sovyet danışmanı Afgan aşiretleri tarafından öldürülünce, Sovyetler Birliği Kızıl Ordu'yu Afganistan'a soktu.

Sovyetler, Afgan halkının tepkisini hesaba katmadan, sözünü dinleyen işbirlikçi bir rejim kurdurmaya çalıştı. Afganistan'ın hemen her yöresini denetim altında tutan mollaların çoğu, Sovyetler'in kadınları eğitme ve toprak reformu yapma çabalarına karşı çıktılar. Sovyetler Birliği'nin eroin ticaretini önleme girişimlerine öfkelenen bir başka kesim, faaliyetlerini Pakistan'a kaydırdı.

CIA'ya gelince, amacı kısaca, Kızıl Ordu'ya karşı savaşacak herkesi silahlandırarak Sovyetler'in itibarını sarsmaktı. Çoğu Sovyet işgali öncesindeki yıllarda Pakistan'dan saldırılar düzenleyen bir düzineden fazla gerilla örgütüne para ve silah akıttı. Bugün Sovyetler Afganistan'ı terk ettikten uzun zaman sonra (hatta Sovyetler Birliği'nin kendisi bile yok oldu), bu gerilla gruplarının çoğu ülkeye hâkim olmak için hâlâ birbirleriyle savaşıyor.

CIA, çatışma çıkarmak için milyarlarca dolar dökmenin ötesinde, fanatik Müslüman aşırılara, en hassas silah teknolojilerini aktardı. Bunun sonuçlarına şimdi ABD vatandaşları katılıyor. Afgan operasyonunun önde gelen kıdemlilerinden biri olan Şeyh Abdül Rahman, Dünya Ticaret Merkezi'nin bombalanmasındaki rolüyle ünlendi.

CIA kaos yaratmakta çok başarılı; ama hiçbir zaman kaosu bitirecek bir plan geliştirmedi. 10 yıllık savaş bittiğinde bir milyon insan ölmüş, Afgan eroini Amerikan pazarının yüzde 60'ını ele geçirmişti.

Mk-Ultra (Beyin Yıkama) « CIA Operasyonları

CIA, insan beynini kontrol etme deneylerinin, Çinlilerin Kore Savaşı sırasında esir düşen Amerikalılara uyguladığı "beyin yıkama faaliyetlerine" karşı bir savunma yanıtı olduğunu ileri sürer.* Yakalanan Amerikalı pilotlar, ABD'yi sivillere yönelik biyolojik silah kullanmakla suçlayan açıklamalar yaptılar. Aslına bakılırsa, ABD'de beyin yıkama deneyleri CIA'dan önce başlamıştı.

CIA'nın davranış kontrolü de denilen beyne hükmetme faaliyetleri, normal denetim süreçlerinden kaçırılan bir program çerçevesinde 1953'te hız kazandı. MK-ULTRA kod adlı programa ait çok sayıda dosya, programda başından beri yer alan CIA Başkanı Richard Helms tarafından, 1973 yılında görevi bıraktığı sırada yok edildi. Ama yaşanan tarih yeterince iğrençtir.

MK-ULTRA hayaletleri, içlerinde California'daki kötü ünlü Vacaville Devlet Hapishanesi mahkûmlarının yüzlercesi bulunan habersiz denekler üzerinde radyasyon, elektrik şoku, elektrot yerleştirme, mikro dalga, ultrason ve geniş kapsamlı ilaç testleri uyguladılar.

CIA, beyin kontrolünün işkenceye dayanıklı kurye (bellek, önceden belirlenmiş bir sinyalle canlandırılıyordu) ve programlanmış suikastçı yaratmanın bir yolu olduğunu gördü. Sirhan Sirhan'ın Senatör Robert Kennedy'yi öldürmeden önce CIA bağlantılı bir beyin yıkayıcı tarafından eğitildiği yolunda kanıtlar var.

CIA ayrıca karşıtlarını LSD gibi zihin bozucu maddelerle saf dışı bırakabileceğini fark etti. LSD'den öylesine büyülendi ki, 1953'te dünyada ne kadar varsa hepsini satın almaya kalkıştı. Yıllar, boyunca, CIA, ABD'deki yasal ya da yasadışı LSD'nin en önemli kaynağıydı. CIA bağlantılı bir satıcı, milyonlarca doz LSD üretti.

Sonunda güvenilmez olarak görülen LSD deneylerden çıkarıldı. CIA, o zamana kadar LSD'yi kendi ajanları da dahil sayısız insan üzerinde rızalarını almadan denedi; çok sayıda intihara yol açtı. Bunların arasında kendi ajanları da vardı ve bazıları intihar etti. Biyolojik savaş uzmanı bir CIA görevlisi, fazla dozdan sonra kendisini onuncu kattan aşağı attı. Ailesinin, ölümünün gerçek nedenini öğrenebilmesi için 22 yıl geçti.

CIA ayrıca bir dizi daire kiralayarak fahişelere tahsis etti. Tek yönlü aynaların arkasından, fahişelerin erkeklere yutturduğu değişik ilaçların şanssız kurbanlar üzerindeki etkilerini izledi. CIA denetçileri 1963'te bu durumu ortaya çıkardıklarında, MK-ULTRA programına sözde son verildi. Gerçekte sadece adı MKSEARCH diye değiştirildi ve kimi egzotik projeler daha şıklaştırıldı.

CIA, tüm davranış kontrolü operasyonlarının 1973'te Helms'in ayrılmasıyla birlikte sona erdiğini açıklıyor. Bu açıklamaya inanırsanız, tüm o beyin yıkama deneylerinden bazı faydalı yöntemler öğrenmişler demektir.

* Kore Savaşı'nda esir düşen Amerikalı askerler, komünistlerden hiç beklemedikleri bir muamele gördüler. Kötü muamele bir yana, insani haklarının hepsi karşılandı. Çin Halk Cumhuriyeti gönüllülerinin eline esir düşen Amerikalıların bir kısmı, serbest bırakıldıkları halde ülkelerine dönmeyi reddedip Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti veya Çin'de kaldılar. ABD'nin emperyalist uygulamalarını teşhir eden açıklamalar ve çalışmalar yaptılar. (Y.N.)