U-2 Olayı « CIA Operasyonları
Başkan Eisenhower, görev süresinin sonlarına doğru, ömrü boyunca sadakatle hizmet ettiği insanlar hakkında başka bir düşünce edinmeye başladı. Ulusa veda konuşmasında, "askeri sanayi biriminden" türeyen "kötü güçlerin hızla yükselişinin yol açacağı olası felaketler" konusunda uyanda bulundu.
En azından Ike'ın (Eisenhower'ın lakabı) şüphelerinden bazılarının izi, 8 ay önce meydana gelen U-2 olayına kadar götürülebilirdi. Ike, ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa liderlerinin katılacağı bir barış zirvesi planlamıştı. Bu, onun "barış için Haçlı Seferi"nin doruk noktası olacaktı ve zirveden sınırlı da olsa bir nükleer denemeleri yasaklama anlaşmasının çıkması umuluyordu.
Konferansın arifesinde bir Amerikan U-2 casus uçağı Rusya'nın ortasına şap diye düştü. Daha kötüsü, Eisenhower yönetimi yalan söylerken suçüstü yakalandı. Önce "silahsız bir meteoroloji uçağının" yolunu kaybederek Sovyet sınırını geçtiği öne sürüldü. Sonra pilot Francis Gary Powers'ın, hem de l Mayıs günü, sınırdan binlerce mil içerde sağ olarak ele geçirildiği ortaya çıktı. Tahmin edileceği gibi Sovyetler küplere bindi ve zirve iptal edildi.
Gerçekte, Sovyet iddialarının ve basında çıkan haberlerin aksine, U-2 vurularak düşürülmemişti. Yakıtı bitince alçalıp iniş yapmıştı. Bu gerçek, CIA Başkanı Allen Dulles tarafından, tutanakları üzerindeki gizlilik kaydı 1975'te kalkan bir Kongre gizli soruşturmasında açıklandı.
Dulles, aynı soruşturmada, U-2 uçuşunun Başkanın talimatıyla yapıldığı "kanısında olduğunu" söyledi. En azından bunun oldukça uzak bir ihtimal olduğu söylenebilir. Çünkü Ike, Kruşçev'le tarihi zirve hazırlığı yaparken, yalnızca bu türden uçuşların tümünün durdurulması emrini vermemişti, iyi niyetini göstermek için Küba ve Tibet'teki örtülü operasyonları da geçici olarak azaltmıştı.
U-2'nin barış zirvesini sabote etmek amacıyla düşürüldüğü daha ağır basıyor. Amerikalı Şahinler, Sovyetler'le gerilimin azalmasına ek olarak, 1956'da Macaristan'da CIA'nın tezgâhladığı ayaklanmaya destek vermediği için Ike'a öfkeliydiler. (Ike ayaklanmayı destekleseydi, nükleer savaşa yol açabilirdi.)
Ike, ister onun direktifiyle, ister itiraf ettiği gibi ondan habersiz yapılmış olsun, U-2 olayının tüm sorumluluğunu* üstlendi. Fakat, John F. Kennedy'nin CIA Başkanı John McCone'la teybe alınan telefon konuşmasında, üzerinde çalıştığı anılarında el yordamıyla bulduğu açıklamayı bildiriyordu: "İnsanları beni aptal yerine koymuş olmakla suçlamak istemiyorum, ancak..."
Her Şeye Kadir Wurlitzer « CIA Operasyonları
CIA Başkan Yardımcısı Frank Wisner, CIA'nın dünya çapındaki propaganda mekanizmasından, kurumlanarak, "Her şeye kadir Wurlitzer" diye söz ederdi. Gerçekten de CIA'nın adam öldürmedeki ustalığı, yalnızca gerçeği öldürmedeki maharetiyle yarışır.
CIA, Soğuk Savaş sırasında, kendi çizgisini yaymak için yüzlerce kitap yayımladı. Özellikle, iltica etmiş bir KGB ajanının anıları olduğu öne sürülen, gerçekte CIA yazıcıları tarafından hayali olarak yazılan Penikovsky Notları ile övünüyordu. Daha acınacak durumda olanı, Claire Sterling'in, şimdi gözden düşmüş olan 1981'deki Papa suikastının arkasında Rusların bulunduğu tezini geliştirdiği Ahtapot adlı kitabıydı. Hatta, ünlü Fodor'un Seyahat Kılavuzu bile CIA için yazılmıştı.
CIA, dünyada düzinelerce gazete ve dergiye sahip. Bunlar yalnızca CIA ajanlarına örtü sağlamıyor; aynı zamanda bu ajanlara, haber ajansları aracılığıyla ABD'ye geri dönen yalan haberler üretme olanağı veriyor. CIA, haber ajanslarına da, istenmeyen gerçeklerin yayılmasını önlemekle görevli çok sayıda koruyucu ajan yerleştirmiş durumda.
1977'de, ünlü Watergate gazetecisi Cari Bernstein, 400'ün üstünde Amerikalı gazetecinin CIA tarafından çalıştırıldığını ortaya çıkardı. Bunlar, bilgi getirdikçe para alan serbest gazetecilerden, "gazeteci" maskesi altında çalışan gerçek CIA ajanlarına kadar değişiyor. ABD'nin büyük haber kuruluşlarının hemen hepsinin maaş bordrolarında CIA ajanları bulunuyor. Bunlar kuruluşların en üst yöneticileriyle işbirliği halinde çalışıyorlar.
CIA'nın güvenebileceği medyadaki en değerli üç varlığı, William Paley'in CBS televizyonu, Arthur Sulzbergers'in New York Times gazetesi ve Henry Luce'nin Time/Life imparatorluğudur. Her üçü, JFK suikastında tek tabanca olduğunu kanıtlamak için, hayatı yalnız geçmiş bir Oswald tablosu çizdi.
CIA ile bilerek çalışan ünlü gazeteciler arasında, National Review'ın kurucusu William F. Buckley, PBS televizyonu röportajcısı Bill Moyers, köşe yazan Stewart Alsop, Washington Post'un eski Yazı İşleri Müdürü Ben Bradlee ve Ms. dergisinin kurucusu Gloria Steinem var.
Bernstein'ın CIA ve medya üzerine yazdığı köşe taşı niteliğindeki makale, Kongre'nin bu konuda soruşturma açmasını önlemek için, CIA'nın, "en önemli gazetecilerden bazılarının lekelenebileceği" savıyla harcadığı çılgın çabadan söz eder. Bir zamanların C1A Başkanı George Bush, CIA'nın medyayı manipule etmeyeceği yolunda hiç de inandırıcı olmayan bir gösteri yaptıysa da, CIA'nın, iki kulağınızın arasındaki aralığı en önemli savaş alanlarından biri olarak gördüğü açıktır.*
* Clinton'un atadığı yeni CIA Başkanı John Deutch, 1996 başında, CIA'nın gazetecileri kullanma yasağını sona erdirdiğini açıkladı. (Y.N.)
Vietnam: 1945-1963 « CIA Operasyonları
Vietnam, Amerikan ordusunun doğrudan bulaşmasından çok önce CIA'nın savaş alanıydı. Önceleri Fransa adına rol aldı. Fransa, kendi kamuoyunun hoşnutsuzluğuna karşın, 1945-1954 arasında 9 yıl boyunca eski sömürgesini yeniden ele geçirmek için savaştı.
CIA'nın paralı askerlerinin Fransızlarla birlikte çarpışmasına, hatta CIA'nın şirketi Air America'nın (dönemin en büyük "özel* havayolu şirketiydi) hava desteğine rağmen, Fransızların çabaları sonuçsuz kaldı.
1954'te yapılan Cenevre Anlaşması, 1956 seçimleri nedeniyle Vietnam'ı geçici olarak ikiye böldü. Fakat, seçimler ABD'yi ilgilendirmiyordu.
CIA'nın psikolojik savaş uzmanı Ed Landsdale, Kuzey Vietnam'da ABD'nin ülkeye nükleer bomba atmayı planladığı söylentisini yaydı. Bu ve buna benzer başka taktikler, CIA'nın uçakları ve gemileriyle güneye taşınan bir milyonu aşkın mülteci göçünü yarattı.
Güneyde ise, CIA, o zamana kadar asla ayn bir ülke olarak görülmeyen Güney Vietnam için bir anayasa hazırladı; Ngo Dinh Diern'i işbaşına getirdi ve Fransızlara karşı çıkan herkesi ezmekle görevlendirdi.
ABD'nin Diem'e desteği, onun Vietnam'da Ho Si Minh'le asla görüşme masasına oturmayı kabul etmeyecek siyasetçilerden biri olduğu inancına dayanıyordu. Dokuz yıllık nafile bir savaştan sonra Diem bile böylesine temasları yararlı görmeye başlayınca, iktidara getirildiği gibi kolayca kenara atıldı. 1963 Kasım'ında, CIA'nın tezgâhladığı bir darbeyle indirildi, sonra da öldürüldü.
Bir ABD istihbarat görevlisi, 1945'te Ho Si Minh'i "Çinhindi'nin en güçlü ve belki de en yetenekli siyasi şahsiyeti" olarak niteliyordu ve "...onu dışlayacak herhangi bir çözüm önerisinin başarısı şansı belirsizdir" diyordu. Ne yazık ki, böylesine sağduyulu görüşler, Soğuk Savaş sertleştikçe Washington'da göz ardı edildi.