Pan Am 103 Seferi

Pan Am 103 Seferi « CIA Operasyonları

Suriyeli terörist Manzir el-Kassar büyük bir tezgâh kurmuştu. Frankfurt'tan New York'a eroin kaçakçılığı yaparak milyonlar kazanıyordu ve işin tümü CIA tarafından korunuyordu. Bu, Oliver North'un İran/Kontra pazarlıklarında aracılık yapmasının ve Beyrut'taki Amerikalı rehinelerin bırakılmasını sağlamada etkisini kullanacağı beklentisinin karşılığıydı. el-Kassar Frankfurt'ta birbirinin aynı iki bavulu kullanarak New York'a eroin sevk ediyordu. İçi uyuşturucu dolu bavulu, kontrolden geçirilmiş olan benzeriyle değiştirip Pan Am'ın New York uçağına yerleştiriyordu.

Beyrut'taki Amerikalı rehineleri kurtarmakla görevli CIA ajanı Binbaşı Charles McKee, kaçakçılık operasyonunu duyunca olay çıkardı. Bunun Beyrut'taki görevini tehlikeye sokabileceğini düşündü. Yana yakıla CIA'ya şikâyet etti, ama aldığı yanıt yalnızca sessizlik oldu. McKee ile timinin öteki dört üyesi, düşünmeden ve CIA'nın kurallarına aykırı olarak, ABD'ye dönüp el-Kassar'la yapılan anlaşmayı açığa çıkarmayı kararlaştırdılar. Uçuşlar" Londra'da Pan Am'ın 103 sefer sayılı uçağına aktarmalıydı.

Eroin sevkıyatından haberdar olan Frankfurt'taki bir Alman hükümet ajanı, 20 Aralık 1989'da, değiştirilip Pan Am 103 uçağına yerleştirilen bavulun her zamankinden çok farklı olduğunu görünce CIA'nın bağlantı görevlisini aradı. Pan Am 103 hakkında bomba ihbarı yapıldığı için iyice telaşlanan Alman ajan, CIA görevlisine neler olduğunu sordu. CIA görevlisi, "Meraklanma. Olağanüstü bir şey yok, uçağa müdahale etme. Bırak gitsin" diyerek Alman ajanı yatıştırdı.

Pan Am 103 Londra'dan ayrıldığında uçakta yalnız McKee timi yoktu. Amerikan Adalet Bakanlığı adına çalışan bir Nazi avcısı ile Güney Afrika'da arabuluculuk yapan bir BM diplomatı da New York'a uçuyordu. Güney Afrika Dışişleri Bakanı yer ayırtmış, ancak şans eseri son anda iptal etmişti.

Uçak İskoçya'nın Lockerbie kasabası üzerinde patlayıp 270 yolcu öldüğü sırada, bir CIA ekibi, bir saat içinde ulaşacağı enkaza doğru yola çıkmıştı. Pan Am çalışanı kılığındaki ajanlar enkazda bulunan kanıtları yok ettiler ve yerlerine sahte ipuçları bıraktılar.

O Temmuz'da Amerikan savaş gemileri tarafından bir İran uçağının düşürülmesinin intikamı olasılığından yola çıkılarak, başlangıçta araştırmalar Suriye ve İran'a odaklandı. Fakat Körfez Savaşı sırasında Suriye'nin işbirliğine gereksinim duyulduğu için, suçlamalar gözde şamar oğlanımız Libya'ya yöneltildi.

Pan Am şirketi kendisinin yürüttüğü soruşturmada, el-Kassar'a giden bağlantıları ortaya çıkardı. Ancak olayla ilgili CIA belgelerini elde edemedi. Uçakta ölenlerin yakınları tarafından açılan çok yüklü bir tazminat davasını kaybetti. Hemen ardından iflas etti.