29 Ekim Sürprizi

29 Ekim Sürprizi « CIA Operasyonları

Ronald Reagan 1980'de Jimmy Carter'a karşı başkanlığa adaylığını koyduğunda, İran'da 52 Amerikalı rehin tutuluyordu. Reagan-Bush ikilisi, rehinelerin Kasım'daki seçimlerden önce serbest bırakılması halinde, bu "Ekim Sürprizi"nin Carter'in kazanmasına yardımcı- olacağından endişeleniyorlardı.

İran eski Cumhurbaşkanı Beni Sadr'a göre, Reagan'ın adamları 1980 Ekim'inde Paris'te İranlılarla buluştular ve rehineleri seçim sonrasına kadar tutma karşılığında 40 milyon dolar verdiler. Bazı kaynaklar, bu toplantılara eski CIA Başkanı George Bush ya da sonradan CIA Başkan olan William Casey veya her ikisinin katıldığını belirtiyor.

Ekim Sürprizi, Reagan'ın seçim kampanyasında yer alan eski veya halen göreve devam eden CIA ajanlarının oluşturduğu şebekenin de adıdır. Şebekenin görevi, Carter'in başında bulunduğu Beyaz Saray'dan istihbarat toplamaktı. Carter yönetimini istikrarsızlaştırmak için yapılan karmaşık ve başarılı bir çalışmaydı bu.

"Ekim Sürprizi" ekibi, Beyaz Saray'dan toplantı tutanaklarını ve öteki belgeleri çaldı. Ayrıca, basına Carter'in İranlılarla görüşmeler yaptığına ve rehineleri kurtarmak için planlar hazırladığına ilişkin bir dizi yalan haber sızdırıldı. Böylelikle hem görüşmeler hem de kurtarma operasyonları zora sokuldu.

Sonunda Carter bir rehine kurtarma operasyonu başlattığında, birileri İranlılara -ve William Casey'e- planın ayrıntılarını verdi. Operasyon, 8 Amerikalının canına mal olan felaketle sonuçlandı.

"Ekim Sürprizi" ekibinin etkili yalan haber yayma kampanyasına karşın, Carter İranlılarla, rehineleri silahla değiştirmeyi içermeyen bir pazarlık yapmayı denedi. Fakat Paris'teki toplantıdan sonra İranlılar anlaşmadan vazgeçti. Rehineler, Reagan yemin edip resmen göreve başladığı güne dek serbest bırakılmadı. Bu tarihten hemen sonra, İran'a milyonlarca dolarlık silah ve mühimmat akmaya başladı.

"Ekim Sürprizi" JFK suikastından bu yana CIA'nın gerçekleştirdiği en büyük manipulasyon ve dezenformasyon operasyonu oldu. Operasyonun kimi önemli tanıkları vakitsiz öldü. Tıpkı bu operasyonla Reagan döneminin öteki örtülü operasyonları arasında bağlantı keşfeden bir gazeteci gibi.

Sonuç olarak, Warren Komisyonu'na benzer bir Kongre araştırma komisyonu, komplo kurulduğunu gösteren herhangi bir kanıt bulunmadığını açıkladı. Ne yazık ki, komplonun varlığını gösteren hiç bakmadıkları sayısız kanıt vardı. Yayınlanan rapordaki kimi maddi hatalar da göze batarcasına sırıtıyordu.