Siyaset ve Politika

Dominik Cumhuriyeti'nde Darbe « CIA Operasyonları

Rafael Trujillo, 1930'da darbeyle Dominik Cumhuriyeti'nde iktidarı ele geçirdi ve sonraki 30 yıl boyunca ABD'nin coşkulu desteğini aldı. Trujillo'nun muhalefeti bastırma yöntemleri, iğrenç yöntemlerin aynıydı: Kitlesel katliamlar ve işkence. ABD buna hiç ses çıkarmadı ve Trujillo'nun BM'de ABD politikalarının en güvenilir destekçisi olmasıyla karşılığını gördü.

Ancak, tüm diktatörlerde sık sık görüldüğü gibi, Trujillo da çok açgözlüydü. Dominik ekonomisinin beşte üçünü kontrol edecek ölçüde büyüyen kişisel serveti, yabancı devletler tarafından öncelikle kurulan "yatırım için uygun iklimi" tehdit ediyordu.

Bu arada, Castro'nun devrimci ordusunun Küba'da iktidarı ele geçireceğini görmeye başlayan ABD, Trujillo'nun aşırı gücünün benzer bir devrime yol açacağı endişesine kapıldı. Böylesi nedenlerle, CIA 1958'de Trujillo'yu öldürme entrikalarına başladı.

Trujillo'nun hayatı 1961 Mayıs'ında ani bir sonla noktalandı. Washington olayda parmağı olmadığını söyleyedursun, 1975'teki Church Komitesi'ne* göre, bu CIA'nın en belgeli suikastlarından biriydi. ABD, çürümüş Trujillo rejimini Trujillo'suz sürdürmeye kalkıştı; ancak, 1962 seçimleri Juan Bosch adlı doktoru iktidara getirdi.

Bosch antikomünistti ve serbest girişim taraftarıydı. Fakat aptal adam, kendini, toprak reformu yaparak, ucuz kiralı konut sağlayarak ve kamu yatırımlarına girişerek "temiz bir demokratik rejim" kurmaya adamıştı. İktidarda sadece 7 ay kaldı; CIA'nın tezgâhladığı bir darbeyle devrildi. 1965'te Bosch'u yeniden iktidara getirmeyi amaçlayan bir halk hareketi patlak verince, ABD adayı işgal etti ve yatırımlar için elverişli iklimini koruyan eli kanlı rejimler dizisini başlattı.

Başkan Kennedy, "JFK Doktrini" diye anılan politikasının sonuçlarını görecek kadar yaşamadıysa da, ABD'nin dış müdahaleleri konusunda oldukça net bir akılcılık önermişti. Dominik Cumhuriyeti hakkında, "üç ihtimal var... temiz bir demokratik rejim, Trujillo rejiminin devam etmesi veya Castro rejimi (bununla Bosch'u kastediyordu). Biz ilkinin olmasını amaçlıyoruz; ancak üçüncüsünün olmayacağından emin olmadan, ikincisinden vazgeçmeyiz" demişti.

Pratikte, birinci şıkkı hiç denemedik. Sonuçta, ABD ile işbirliği içindeki bütün ülkeler Trujillo rejimine ve onun yerine kurduğumuz rejimlere benziyorlar.

* Church Komitesi, CIA'nın gizli operasyonlarım soruşturmak üzere ABD Senatosu'nca 1975'te oluşturulan araştırma komitesinin adı. Komite, Başkanı Senatör Frank Church'tan dolayı böyle anılıyor. (Y.N.)

Şikago Ekolü « Görüşler ve Doktrinler

Şikago Ekolü, 1920'lerden itibaren Amerikan sosyolojisinde etkin bir rol oynayan ve belli başlı temsilcileri arasında W. Thomas, R. Park, E. Burgess ve L. Wirth gibi isimlerin bulunduğu bir sosyoloji hareketidir.

Şikago Ekolü, çoketnili Amerikan kentlerinde Öne çıkan gettolaşma sorunları (göçmenlerin ve marjinal grupların yaşma tarzları, sosyal grupların kent mekânında yerleşme biçimleri, ekonomik etkinliklere ve mesleklere girme zorlukları, sosyal dışlanma, sosyalleşme biçimleri, vb.) üzerinde durmuş ve araştırmalarını 'kentsel ekoloji' adı altında toplamıştır.

Katılımcı gözlem, yaşam öykülerinin analizi, gazete analizi, mektupların analizi, kişisel görüşme gibi araştırma teknikleri kullanan Şikago Ekolü mensuplarının çalışmaları, çevre psikolojisi bakımından da önem taşımaktadır.

İran/Kontra « CIA Operasyonları

Reagan yönetimi CIA'nın en kötü yönlerini, yani politikaları meşrulaştırmak için istihbaratı çarpıtmayı, örtülü operasyonlara aşırı tutkusunu, Kongre denetimine tenezzül etmemeyi ön plana çıkardı. Reagan'ın CIA Başkanı William Casey, kayda geçmeyen öyle çok operasyon yürüttü ki, ne yaptığını anlayacak endişesiyle teşkilâtın karşı istihbarat biriminin içini dışına çıkardı. Bu, köstebeklerin ve hainlerin CIA içinde çalışmalarını kolaylaştırdı; bugün de süren sıkıntı verici casusluk skandalları dizisine yol açtı.

Bu skandallardan en ünlüsü İran/Kontra, İran'daki İslami yönetime silah satışı dizisiyle başladı. Silah sevkıyatı, 1981 Mart'ında başladı. O tarihte ortalıkta pazarlık konusu yapılacak herhangi bir yeni rehine yoktu. Bu, silahların gerçekte Ekim Sürprizi'nin pazarlığına karşılık verildiği teorisine inandırıcılık kazandırıyor.

Yarbay Oliver North ve tayfası, sattıkları silahların fiyatlarını aşırı yüksek tutarak İranlıları kazıkladı. Buradan sağlanan kârın bir bölümü, Kongre yasağı pervasızca çiğnenerek, Nikaragua'daki Kontralara silah alımında kullanıldı. Gerçekte paranın çoğu hiçbir zaman Kontralara ulaşmadı, özel banka hesaplarına gitti.

CIA'nın tüm örtülü operasyonlarına başkanın yetki vermesi hükme bağlanmıştır. Oysa İran/Kontra operasyonu yıllarca başkanın yetkilendirmesi olmadan yürütüldü. Ta ki, operasyona katılanlar Yüce Divan'lık bir suç işlediklerini anlayıp, Başkan'a "makabiline şamil" (geriye doğru işleyen) bir yetki belgesi imzalatıncaya kadar. Belge, Reagan'ı korumak için daha sonra imha edildi.

Skandalı gönülsüzce soruşturan Kongre Komitesi, Reagan'ı Yüce Divan'a götürecek herhangi bir kanıta ulaşmaktan kaçınma konusunda gizlice anlaştığı için, İran/Kontra olayı eşelenip su yüzüne çıkarılmadı. Komite, örneğin CIA'nın Kontra uyuşturucu kaçakçılığına karışmasına dokunmadı bile; ya da ABD seçimlerinin çeşitli gizli fonlarla manipulasyonunu araştırmadı. Oysa Kontra savaşına karşı çıkan pek çok ABD temsilcisi, bu örtülü yönlendirmenin sonucunda seçimi kaybetti.

İran/Kontra operasyonu kapsamında Kamu Diplomasi Bürosu (Office of Public Diplomacy) adlı bir kurum oluşturuldu. Halkın vergileriyle kurulan büro, halkı CIA'nın gizli savaşlarının büyük bir iş olduğuna inandırmakta kullanıldı. (Bu, gerçekten tam da 24. Operasyonda tanımlanan CIA'nın normal propaganda faaliyetlerine açık bir örnektir.)

Tüm İran/Kontra pisliğinin belki de en tehlikeli yanı, Oliver North'un, savaş karşıtı gösteriler yapılması durumunda Amerikan Anayasası'nın askıya alınmasını öngören plan taslağıydı. Bir Kongre üyesi bu konuyu sormaya çalıştı; fakat hemen masaya tokmak indi ve kendisine bu konunun yalnızca "yetkili oturumda" tartışılabileceği söylendi.